Ikincilik ödülü
Yüzlesme
Meryem Esma Dagli

Özgeçmis:
1976 da Mersinde dogdum. Lise ögrenimimi Tarsus Cengiz Topal Okulunda 1993 de tamamladim. Ortadogu Teknik Üniversitesi Psiklolji dalindan 2001 yilinda derece aldim. 2001-2002 yillarinda Özel Safak Egitim Merkeziinde Psikolog olarak çalistim. 2002 yilindan beri Milli Egitim Bakanliginda Ingilizce ögretmeni olarak çalisiyorum. Meslek alaninda ve onun disinda pek çok seminere katildim. Ilgi alanlarim kitap okumak, siir ve öykü yazmak, bulmaca çözmek, voleybol oynamaktir.

YÜZLESME
Güle güle deyip kapiyi kapatirken daha o sahne yasanirken ben onu beklemeye baslamistim saniyorum. Gelmeyecegini hatta belki de bana hiç gelmedigini biliyordum o sirada.
Farkli dünyalarin insaniydik. Bagira çagira birini ariyordum. Çagirdigim o muydu bilmiyorum. Sesimi duydu mu bilmiyorum. Hayatimin sonsuz bosluklari vardi,ne yapsam dolmayan. Kimsenin bilmedigi bir gezegende yalnizdim. Sanki, kimsenin bu gezegeni bulma çabasi da yoktu .Hersey, sadece ama sadece aci veriyordu. Neden bekledigimi bilmeden öylece onu bekliyordum. Ben Didi’ydim, o Godo, bekliyordum.

- Bir sey sorabilir miyim?

- Tabi ki

- Ne zaman gitti peki?

- Bilmiyorum.

- Saati hatirliyor musun?

- Elbette.Sabaha karsiydi, 04.30

- Günlerden?

- Cuma.

- Mevsim?

- Sonbahar.

- Yil

- Bilmiyorum.

- Kaç yildir bekliyorsun peki?

- Bilmiyorum.

- Devam etmek ister misin? Seni dinliyorum.

- Umut etmek! Umut etmek iyi bir sey midir?

- Bana mi soruyorsun?

- Evet.

- Iyidir elbette.

- Ne kadar net ve emin olunan bir cümle. ’Elbette’ den anliyorum bunu. Ben umudu sevmiyorum. Insan neyi umut eder ki? Olmamisin veya olamayacagin olmasini ya da olmusun veya olacagin olmamasini… Temelinde aciyi, hayal kirikligini, korkuyu barindiran bir sey iyi olabilir mi? Eger acilar, hayal kirikliklari, korkular ve buna benzer bir yigin olumsuz duygulanim olmasaydi umut olur muydu? Olmazdi elbette. Bu baglamda umutsuz bir dünya istiyorum ben. Zerre kadar umut olmamali içimizde.

- Umudun yok mu senin?

- Yiginla var. Birini iyi biliyorsun. Bekliyorum. Ayni insani farkli kaç yerde ve zamanda bekledigini düsündün mü hiç? Güle güle! deyip söylenenin aksine hiç gülmeden giden bir insani, gelmeyecegini hatta belki de hiç gelmedigini bilerek beklemek bir umuttur ve umut etmek, bu edilgen eylem, tüm yaraticiligi, üretkenligi insanin kendinin disinda bir seye, bir nesneye, bir insana soyut bir varliga teslim etmesidir. Teslimiyetçiliktir.

- Nesi kötü bunun?

- Yarattigi çaresizlik hissi. Kapiyi açan ellere kapiyi kapattirabilir misin? Gitmek isteyen gözlerin bakisini degistirebilir misin? Giden ayaklari geri getirebilir misin? Çok geçtir tüm bunlar için. Yapamazsin ama bekleyebilirsin. Beklemek umuttur iste. Umut da çaresizlik.

- Sustun! Ne düsünüyorsun?

- Neyi düsündügümü biliyorsun degil mi? Yine çok eminsin bundan. Bu soruyu cevaplayamayacagim.

- Peki. Cevaplamayabilirsin. Istersen burada kesebiliriz.

- Yoo! Devam etmek istiyorum.

- Neden peki?

- Anlatmak istiyorum çünkü. Anlatirken her seyi yeniden düsünüyorum.Çünkü anlatmak bazi ayrintilarin eskimesini önlüyor. Ayrintilari seviyorum.

- Tüm ayrintilari hatirliyor musun?

- Gözlere dikkat eder misin? Ben ederim. Ask varken farkli bakarlar. Geldiginde farkli bakan gözleri vardi. Hep öyle bakar saniyor insan. Ama ne yazik ki evren disinda her sey sonludur. Evren de, kendi içini yiyen, yedikçe de büyüyen, genisleyen bir canavara benziyor.Yani en genel olan tüm alt bilesenleri yok olsa da hep var kaliyor. Evet, evren disinda her sey sonludur. Bunu anlamam için yavas yavas uzaklasan, gittikçe yalnizca bir çift göze dönüsen gözlerine dikkat etmem yetti saniyorum. En aci veren ayrintiyi en net sekliyle hatirliyorum.

- Neden en aci veren ayrintiyi en net sekliyle hatirlamak bu kadar önemli?

- Çünkü kaybettim, yavas yavas kaybettim. Üstelik hiç bir sey de yapamadim izlemekten baska. Sonu daha ilk dakikalarinda belli olan üçüncü sinif bir filmi izleyen bir seyirciydim. Nasil oldugunu bilmeden bu filme girmis ve girdigi içinde çikamayan biçare bir seyirci. Anlamli görünen ne çok sey bir hiçe dönüsüyor zamanin kendi çarkinda.

- Kaç yasindasin?

- Bilmiyorum.

- Degistiriyorum soruyu. Ne zamandir yasiyorsun?

- Uzun zamandir. Iyi bilirsin sen. Insan dogdugu anda ölmeye baslarmis. Ilk zamanlar çok yavas giderek artan bir hizla. Dedim ya her sey sonludur. Ben de ölüp gidecegim bir gün, sen de öyle. Ne zamandir yasadigimin ne önemi var?

- Ne zaman onu bekleyerek yasamaya basladin? Ne kadar zamandir sürüyor bu, anlamaya çalisiyorum. Hiç puzzle oynadin mi? Ben zaman zaman oynarim. Su halinle ayni puzzle’i daha önce defalarca yapmis ve baskalari yapmasin diye en önemli parçalarini elinde saklayan yaramaz bir çocuga benziyorsun.

- Zaman önemli mi bu kadar? Zaman bazen uzundur bazen de kisa. Bazen bir dakika uzun, bazen bir ömür kisa…Üç ay desem bulgularin farkli olacak, bes yil desem farkli. Farzetki üç aydir bekliyorum. Bu durumda normal mi oluyorum? Ya da bes yil diyelim istersen. Bu durumda da anormal oldum degil mi?

- Bunun pesinde degilim biliyorsun.

- Neyin pesindesin peki?

- Sen neyin pesindesin?

- Niye buradasin?

- Iyi bir dinleyicisin. Ben de bir anlaticiyim. Bir anlatici ‘iyi bir dinleyici’ den baska ne ister ki?Hepsi bu.

- Bir anlatici, ‘iyi bir dinleyici’ den dinlemesi disinda bir sey istemez mi?

- Istemez; çünkü istese de bir sey degismez. Dinleyici, bekleneni geri getirebilir mi? Kartlari yeniden dagitip bekleneni ben yapabilir mi? Oyunun rollerini yeniden yazabilir mi? Oyun gösterime girmis, oynanmis, oyuncular gösteri sonunda sahneye çikmis ve çilginca alkislanmistir. Seyircilerle selamlasilmis ve perdeler kapanmistir. Dinleyici ne oyunda rol almis ne de izlemistir. Onun görevi dinlemektir.

- Dinleyici, anlatici oyunu anlatirken, anlaticinin fark etmedigi çok önemli bir ayrintiyi fark edemez mi? Bu ayrinti, oyunla ilgili tüm yorumu degistirmez mi?

- Bir sey mi fark ettin?

- Belki

- Neyi?

- Belki dedim. Hiç aglar misin?

- Çok. Neden sordun?

- Neyi düsünürken aglarsin?

- Onu.

- Biliyorum. Onla ilgili neleri düsünürken?

- Beraber güldügümüz zamanlari. Filmin ortasina kadar olan her seyi aslinda.

- Hiç güldürmüyor mu seni bunlar?

- Bu soruya gülerim iste. Insan kaybettigi seye güler mi hiç? Agiz dolusu attigimiz kahkahalari hatirlayinca bogulurcasina agliyorum en çok.

- Ondan sonra kimseyi sevmedin mi?

- Sevdim tabi. Bir yanim beklemeye devam ederek sevdim birilerini. Isin tuhaf yani her sevgilimde daha fazla bekledim onu.

- Fark etmediler mi hiç?

- Neyi?

- Birini bekledigini.

- Hayir. Dedim ya sevdim her birini. Birini beklemek sevmeye engel degil ki.

- Haksizlik degil mi bu? Ya gelseydi ne yapacaktin? Sevdigin insani terk mi edecektin?

- Gelseydi ne yapacaktin! Evet, bekledim gelmesini; ama ne beklenen geldi ne de beklenen yüzünden var olan bir iliski bitti. Farkli farkli sebeplerden bitti sevgilerim. Anlamsiz degil mi bu sorular? Nasil bir mahkeme bu anlamadim. Acimasizca yargiladin beni hemen. Neredeyse ‘sanik ayaga kalk! Suçlusun! Birini bekledin biriyle beraberken!’diyeceksin. Eger düsünmek bir suçsa, ki bu anladigim kadariyla sence bir suç, evet bir düsünce suçlusuyum ben.

- Özür dilerim.

- Dahasi var. Nasil ki benim sevgimde bir yanimin birini bekledigini fark etmediler hiç, belki, belki bende onlarin birini bekledigini fark etmedim. Hiç düsündün mü bunu? Belki o sevdiklerimin her biri de baska birini bekliyorlardi benle beraberken? Suçlu var mi ya da olmali mi bilmiyorum.

- Özür dilerim. Gerçekten. Saçmaladim kabul ediyorum.

- Önemli degil. Konudan saptik biraz. Bos ver bunlari. Sen birini beklemedin mi hiç?

- Hayir.

- Hiç kimseyi mi?

- Hiç kimseyi. Aslinda yanlis bir cevap olur bu. Ben de birini bekliyorum;ama seninki gibi geçmisten birini degil yani giden birini degil, gelecek olan birini bekliyorum. Hiç asik olmadim ben. Asik olacagim insani bekliyorum.

- Yani umut ediyorsun.

- Evet. Beraber agiz dolusu gülebilecegim, gözleri ‘yalnizca bir çift göz’ gibi bakmayan, ne yapsam dolmayan bosluklarimi dolduracak, beni yalniz gezegenimden söküp çikaracak birini bekliyorum. Ben Didi’ yim, O Godo, bekliyorum. Biliyor musun? Sen konusmaya basladiginda bir an ben konusuyormusum gibi düsündüm. Aramizdaki tek fark senin ‘güle güle!’ diyen bir insanin ardindan bunlari düsünmen sanirim. Çünkü ben ‘merhaba’ diyecek bir insan için düsünüyorum tüm bunlari. .

- Kaç yasindasin?

- On dokuz

- Hiç kimseyi sevmedin mi?

- Sevdim ama ask degildi hissettigim. Dedim ya ben asik olmadim hiç.

- Yani sen de birini bekledin biriyle beraberken. Gelseydi ne yapacaktin? Sevdigin insani terk mi edecektin?

- Özür dilemistim, önemi yok mu senin için?

- Olmaz mi! Özrün tahmininden daha çok anlam tasiyor. Biliyorum zaman önemli senin için. Bekleme eylemi geçmise yönelikse suç, gelecege yönelikse umut… Öyle degil mi?

- Biliyor musun? Hayatimda gördügüm en inatçi yaslisin sen; ama senle konusmayi yine de çok seviyorum. Bugünkü konusmamiz bana öyle çok sey ögretti ki… Sana ne kadar tesekkür etsem az. Bu arada ben yasimi söyledim, sen söylemeyecek misin? Tahmin oyunu oynayalim mi? Ben tahmin yapayim sen sadece dogru veya yanlis de. Olur mu?

- Hayir istemiyorum.

- Iste bunu anlamiyorum. Ne var yani söylesen. Ne kaybedersin ki?

- Anlamiyorsun degil mi? Artik kaybedecegim bir sey yok. Zaten yasimi söylememin kaybettigim zamani hatirlatmaktan baska bir anlami da yok. Karsinda öylece duruyorum. Saçlarim ak ak. Eski bir mahzene dönmüs gözlerim, yüregim yorgun. Ellerim cevap versin istersen. Ellerime bak. Akranlarimin çogu yok artik. Yasimi sormaktan vazgeç. Bu soru bana her seyi yeniden kaybettiriyor, aci veriyor.

- Peki sormayacagim bir daha. Haklisin çok önemli degil. Bana çok önemli bir sey ögretecek kadar yasamissin sonuçta.

- Sana bir sey mi ögrettim?

- Hem de çok önemli bir seyi. Demek bir duygu tüm hayat çizgimizi belirleyecek kadar önemli. Tüm hayatimiza damgasini vurabiliyor. Sular çekilince geriye bir tek o kaliyor.

- Ask mi?

- Hayir! Korku! Söyleyeceklerim biraz agir gelebilir sana. Seni üzmek istemiyorum. Istersen düsündüklerim bana kalsin.

- Hayir devam et lütfen.

- Sobadan eli yanan çocuk örnegini bilirsin mutlaka. Cani öyle çok yanmistir ki bir daha asla sobaya dokunmaz. Birak dokunmayi yanina bile yaklasmaz. O; sana güle güle dediginde canin öyle çok yandi ki, bir daha denemeye cesaret edemedin degil mi? Öyle çok korktun ki yeniden aci çekmekten, yarani sarip bir baska ask yaratmak yerine, bir daha gelmeyecegini bildigin birini beklemeyi, su sevmedigin eylem biçimini: Edilgenligi, tercih ettin. Zaten onca aciyi çektirmis biri, bir daha aci çektiremezdi nasil olsa. Risk alip yeniyi yaratmak, dolu dizgin yasamak yerine, eskiye atifla yetindin. Evren disinda her sey sonludur demek! Sonu var diye yasamaya gerek yok düz mantigi… Aci çekmemek için ödedigin bedele bak! Kaybolan yillar ve yapayalniz bir yasli…

- Neden sustun? Devam et. Yasimi da sor istersen, ya da ne zamandir bekledigimi.

- Hayir sormayacagim. Anlami yok bu sorularin.

- Ne o zaman önemini mi yitirdi? Devam et seni dinliyorum. Neyi ögrendin benden?

- Bana beni gösterdin sen. Koca bir korkagim ben. Ne kadar benziyoruz birbirimize. Ben de yaratmak yerine beklemeyi tercih ediyorum aslinda. Ama anladim, tesekkür ederim, beklemek yerine yaratmak gerekiyormus meger.

- Böyle mi karar verdin?

- Evet kesinlikle korkmayacagim artik. Ne olursa olsun, isterse farkli dünyalarin insani olalim yaratacagim.

- Ama sana ‘güle güle’ diyecek bir gün.

- Olabilir. Bu yasamama engel mi?

- Hala anlamadin degil mi?

- Neyi anlamam gerekiyor?

- Ben senin geleceginim, sen de benim geçmisim.

- Ben senin geçmisin olabilirim; ama bana ögrettigin bu dersten sonra sen asla benim gelecegim olamazsin.

- Emin misin? Konusmamizin bir yerinde, sohpete baslarken söylediklerim için, sanki ben konusuyorum sandim demistin.

- Evet öyle demistim; ama aramizda bir fark oldugunu da söylemistim. Senin ‘güle güle’ dedigin birisi var. Ben ise birine ‘merhaba’ diyecegim daha.

- Evet ben de ayni seyi söylüyorum iste. O insana ‘güle güle’ diyeceksin bir sonbaharda.

- Neden ayni kisiymisiz gibi davraniyorsun? Ben gencim,sen yasli…

- Yine sustun. Baska bir fark bulamadin mi yoksa?

- Evet bulamadim! Neyi degistirir ki bu?

- Anlamak istemiyorsun degil mi? Beni bana gösterdin diyen sen degil miydin?

- Evet bendim. Canimi sikiyorsun ama… Ne yapmaya çalisiyorsun söyler misin?

- Anla artik! Üzgünüm; ama sabahtan beri kendinle konusuyorsun.

- Kendimle mi konusuyorum?

- Evet.

- Bu olamaz iste. Kendimle konusuyorsam sen nasil karsimda duruyorsun? Eger kendimle konusuyorsam seni nasil görebiliyorum?

- Sorun da bu zaten. Tuhaf ama ben de seni görüyorum. Bunun nasil oldugunu bilmiyorum. Sorunun cevabini sen vereceksin.

- Madem ayni kisi oldugumuza bu kadar eminsin sorunun cevabini da sen ver o zaman.

- Ayni kisiyiz eminim. Sorunun cevabini ben verirsem sen yok olacaksin. Eger sen verirsen ben olmayacagim. Büyük ihtimalle bir hayalin içindeyiz. Içimizden biri gerçek biri degil. Anlamamiz gereken sey açik: Geçmisi mi hayalliyordu bu iki bedenli kisi yoksa gelecegi mi?Sorunun cevabini sen ver,sen gençsin…Eger gelecekse hayali kurulan sen gerçeksin. Aksi halde, geçmisi hayalleyen yapayalniz bir yasli…

- Pek anlamadim ama… Ne yapmam gerekiyor simdi?

- Sorunun cevabini ver artik!

- Nasil?

- Benimle konusmayi kesmeyi dene. Ihtimalle hayalden çikarsin. Bitir konusmayi.

- Hayir! Hayir! Bitirmeyelim. Ya dediklerin dogruysa? Ya ben hayalsem? Baska bir çözüm bul lütfen. Hazir degilim böyle bir gerçege. Karsimda durman, seni görmek beni rahatlatiyor. Sanirim korkuyorum biraz.

- Bir fikrim daha var. Kendinle konusmaya basladigin ana dön. Belki sorunun cevabini orada bulabiliriz.

- Olur.

- Baslamadan önce birkaç sey söylemek istiyorum. Eger yasliysan üzülme olur mu? Evet, belki bekleyerek geçti ömrüm, kocaman bir bosluk oldu içimde. Dolmadi da hiç. Belki korkagim dedigin gibi. Belki yalnizligimi kendim yarattim ama mutluydum çogu zaman ve bosa geçmedi ömrüm. Inan bana! Bosa geçmedi ömrüm. Eger gençsen, söyleyecek bir seyim yok. Sen yolunu çizdin zaten. Artik baslayabiliriz sen de hazirsan. Hazir misin?

- Neden söyledin bunlari? Yasli miyim yoksa?

- Dedim ya bilmiyorum genç adam…Umarim sen,umarim sen… Hazir misin?

- Hazirim.

- Kendinle konusmaya basladiginda neredeydin?

- Odamda

- Ne yapiyordun?

- ………………

- Sustun. Cevap vermen gerekiyor biliyorsun. Ne yapiyordun?

- Bakiyordum.

- Neden agliyorsun? Ne oldu? Neye bakiyordun?

- ………………

- Neden bir sey söylemiyorsun? Seni net göremiyorum artik!Neye bakiyordun?

-…………….. .Aynaya, aynaya bakiyordum.